Herkese hayırlı, huzur dolu bir hafta diliyorum.
Amman Ya
Rabbi, insanlar çıldırmış olmalı!
Bu nasıl ürkütücü bir manzaradır, tabir-i
caiz ise dudağım uçukladı resmen, şaşkınlığımdan mı diyeyim üzüntümden mi
diyeyim, anlam veremememden mi?...
Hafta sonu, “kışlık ihtiyacımız” olması
münasebetiyle, alışveriş merkezine gittik.
Ya Rabbim, bu nasıl bir
çıldırmışlıktır. İnsan seli falan değildi o manzara, resmen Ankara’nın yarısı
buradadır dedim kendi kendime.
Ahh keşke makinem yanımda olsaydı da, trajikomik
durumu fotoğraflayabilseydim. Ne kareler çıkardı kim bilir…
Şunu bir kez daha
anladım ki, çağımızın hastalıklarından biri de “alışveriş çılgınlığı”.
İhtiyaç
mevzusunu çoktan aşmış haldeyiz.
Öyle bir hale getirilmişiz ki alışverişteyken,
evdeki dolabımızda, aynı kıyafet olabilir ama farklı rengi de olsun, yok bunun kolları daha hoş, bunun yakası biraz
daha farklı, şundan da alayım, şu da çok hoşmuş, bu da güzelmiş...
Belki de 10-15
çift hatta daha fazla ayakkabı evimizde mevcut iken, bu rengi yok bu desenlisi
yok deyip alma hastalığının sınır tanıyamaması…
Mevzu sadece kıyafet değil
elbette, ev eşyasından tutun da araba, telefon, bilgisayar, vs… Üzücü, ama öyle
böyle değil, gerçekten çok üzücü bir hale gelmişiz, getirilmiş.
Durum, hakikatten
içler acısı.
İhtiyaçtan dolayı alışveriş yapma denilen kavram çok gerilerde
kalmış. Takıntı haline gelmiş, yarış haline gelmiş, hastalık, bağımlılık haline
gelmiş alışveriş mevzusu..
Ayağına ayakkabı bulamayan, giyecek kıyafeti olmayan
nice insan varken, biz koleksiyon yapar durumdayız.
Geçinemiyoruz, aldığımız
maaş yetmiyor, ay sonunu getiremiyorum diyen nice insan neden her fırsatta alışverişte ve hakiki manada ihtiyacı olmasa da bir şeyler
alma derdinde?...
Maaşının tamamını, sırf adam yerine koysunlar, daha çok
ilgilensinler, ezik olarak görmesinler diye, en son çıkmış lüks telefonlara
veren o kadar çok insan duydum ki.
Sebebi ne peki?
Sormak, sorgulamak lazım.
En
önemlisi de artık bir “dur” demek lazım…
Geçen gün patatesli pidecikleri yaptığımda, iç harcım eksik geldi ve her zaman iç olarak evde en kolay bulunan malzeme olan peyniri kullandım.
Ee madem farklı bir içle yapacağım, şekli de farklı olsun ki, sizler içinde alternetif olabilsin istedim.
Malzeme listesini buraya da yazacağım. Ama hamurun yapım fotoğraflarına ve anlatımına buradan bakabilirsiniz.
Malzemeler:
- 2 su bardağı su
- Yarım su bardağı sıvıyağ
- 1 paket instant maya
- 1 yemek kaşığı şeker
- 1 buçuk tatlı kaşığı tuz
- Aldığı kadar un
İç Harcı için:
- 1 kalıp beyaz peynir
- Yarım demet maydanoz
- 1 adet yumurta
- Peyniri bir çatal yardımıyla eziyoruz. İnce kıydığımız maydanoz ile karıştırıyoruz.
- Hamurdan büyük yumurta büyüklüğünde bezeler yapıyoruz. Yaklaşık minik pasta tabağı kadar (8 cm civarında) merdane yardımıyla acıyoruz. İç harcımızdan 1 yemek kaşığı kadar kenarlarında hafif boşluk kalacak şekilde koyuyoruz.
- Kenarlarını fotoğrafta gördüğünüz gibi kıvırarak birleştiriyoruz.
- Tepsimize dizip, hamur kısmına yumurtamızı sürüyoruz. 185 derecelik fırında üzerleri kızarana kadar pişiriyoruz.
Afiyet olsun efendim...

