Dolmalar ve Sarmalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dolmalar ve Sarmalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2013 Cuma

Kurutulmuş Patlıcan, Kabak ve Biber Dolması

35

Herkese hayırlı cumalar diliyorum.
Cır cır böceği misal, yazın çalışıp, kışın zevkle tükettiğimiz nimetlerdendir bu dolmalar.
Allah nasip ederse, yazın tek tek her birinin nasıl kurutulduğunu fotoğraflayıp paylaşmak istiyorum sizlerle.
Kuruttuğumuz otlar, meyveler, sebzeler...

Sizi bilemiyorum ama ben, kurutulmuş olan şeyleri tazesinden daha çok seviyorum.
İnşaAllah yakın zamanda, diğer kurutulmuş sebzelerle yaptığım tarifleri de paylaşmak istiyorum.

Gelelim bugün ki dolmalara...
Kurutulmuş oldukları için, dolmaların suları hali ile kalmamış ve bu yüzden piştiklerinde neredeyse tek lokmalık, çerez niyetinde tüketilebiliyorlar :)
Rabbim olmayanlara da tattırsın bu güzel nimetlerden İnşaAllah...


Malzemeler:
  • 250 gr. kıyma
  • 1 su bardağı pirinç
  • 1 orta boy soğan
  • Yarım demet maydanoz
  • Yarım demet dereotu
  • 2 diş sarımsak
  • 5 yemek kaşığı dolusu sıvıyağ
  • 3 yemek kaşığı dolusu sıcak su
  • 1 tatlı kaşığı biber salçası
  • 1 yemek kaşığı domates salçası
  • 1 tatlı kaşığı kuru nane
  • 1 tatlı kaşığı sumak
  • Tuz
  • Karabiber

  • İpe dizili olan kurutulmuş sebzelerimizden istediğimiz miktarda çıkarıyoruz.
  • Hepsinin haşlanma süresi farklı olduğu için, ayrı ayrı haşlıyoruz.
  • Kaynamış suyun içinde, hafif yumuşayana kadar haşlıyoruz. (Çok haşlarsanız erir)

  • Soğanı rendeliyoruz. Dereotu ve maydanozu ince ince kıyıyoruz ve tüm malzemeyi bir kapta homojen olacak şekilde karıştırıyoruz.
  • Dolmaların ağız kısmından yarım santim boşluk kalacak şekilde dolduruyoruz.
  • Fotoğrafta gördüğünüz gibi, ağız kısmını birleştirerek kapatıyoruz.
  • Yayvan bir tencereye diziyoruz. Dolmaların yarısına gelecek şekilde su koyuyoruz ve kısık ateşte pişmeye bırakıyoruz.

Afiyet olsun efendim.
Ayrıca, şimdiden herkese huzur dolu, mutlu, hayırlı bir hafta sonu diliyorum.
Sevgi ve muhabbetlerimle...

Read More »

17 Kasım 2012 Cumartesi

Lahana Sarması

0


KELEBEK OLMAK KOLAY DEĞİL…

Çocuğun birisi sekropia denilen bir tür güve kozalarını toplu­yor ve bahar gelince, güvelerin kozalardan nasıl çıktıklarını hay­ret ve ilgi ile seyrediyordu. 
Fakat güvelerin kozadan çıkarken sarf ettikleri gayret, çırpınma karşısında da içinde bir acıma hissi ge­lişiyordu.
Babası bir gün, bu böceklerin bir tanesinin kozadan çıkmasını güçleştiren ipeği makasla kesti. Fakat sonuç şaşırtıcıy­dı; çok geçmeden Kelebek öldü…
Baba, bu hadise üzerine oğluna şu hayat dersini verdi;
“Oğlum, bu böcek kozasından dışarı çıkarken sarf ettiği gay­ret neticesinde, vücudundaki zehri dışarı verir. Eğer o zehir dışarı verilmezse böcek ölür. Aynı zamanda, bu çırpınışlar sayesinde ilerde kendisi için çok gerekli olan kaslar güçlenir.

İnsanlar da, daha güçlü, daha dayanıklı ve daha iradeli olmak ve böylece istediklerini yapabilmek için önlerine çıkan zorluklar­la mücadele ederek olgunlaşır, gelişir ve güçlenir.
 Eğer insanlar, arzularına kolayca ulaşırlarsa, karakterleri zayıflar, adeta, içlerin­de bir şeyin ölmüş olduğunu fark ederler"...


Herkese hayırlı güzel hafta sonları diliyorum...

Klasik lezzetlerdendir lahana dolması. Nedendir bilmiyorum ama klasikleşmiş, senelerdir bıkmadan usanamdan yaptığımız tarifler, daha bir mutlu ediyor beni. 
Her ne kadar farklı lezzetler peşinde olmayı sevsem de, yıllardır damak tadlarımızı coşturan tarifler, hiç bir zaman yeni lezzetlerin yerini tutamaz.

Lahana dolmasının en sevdiğim yanı, yaprak sarmasındaki gibi sarımı meşakkatli değildir. Sararken hem daha çabuk sarılır hem de kalem gibi olması için bir uğraş gerektirmez.

Sadece bir sevimsiz tarafı vardır, o da bilindiği üzere, lahana yapraklarının haşlanma kısmıdır. Eee her gülün bir dikeni vardır misali, her güzel lezzetin mutlak bir uğraştıran yanı oluyor elbette.

Bizim ailede, lahanayı asla sarımsaklı yoğurtsuz yiyemem diyen sadece bir ben varım. Hatta üzerine birde kuru nane serptim mi, off deymeyin keyfime :) 

Gerçi ben sarımsaklı yoğurt döktüğüm hemen hemen birçok şeyin üzerine nane serperim.
Siz de benim gibi misiniz?


Malzemeler:
  •           1orta boy lahana
  •           300 gr. kıyma
  •           2 soğan
  •           1 buçuk su bardağı pirinç
  •           Yarım demet maydanoz
  •           Yarım demet dereotu
  •           2 tatlı kaşığı nane
  •           1 buçuk yemek kaşığı salça
  •           Yarım yemek kaşığı biber salçası
  •           1 buçuk çay bardağı sıvıyağ
  •           Karabiber
  •           Pul biber
  •           Tuz
  • Lahananın tek tek ayırdığınız yapraklarını, kaynayan suda yumuşayana kadar (erimemesine dikkat edin) haşlıyoruz.
  • Kıymalı harcı için; soğan, dereotu ve maydanozu ince ince doğruyoruz. Lahanamızın içi pişmeyeceği için, bir kapta diğer tüm malzemelerle birlikte karıştırıyoruz.
  • Fotoğrafta gördüğünüz boyutlarda kesiyoruz yapraklarımızı.
  • Yaprağın buyuna göre iç harcımızı koyuyoruz ve sarıyoruz. 


  • Tenceremizin en altına, artan kalın yapraklı lahanalarımızı seriyoruz ki yapışmasın dolmalar dibine diye. Sonra, lahanalarımızı itinayla yerleştiriyoruz.
  • Lahanaların üstüne, artan lahananın sert yapraklarından koyuyoruz.  1 bardak su döküyoruz.
  • Tencere boyutuna yakın bir tabağı koyup hafifçe bastırıyoruz sıkışsınlar ve dağılmasınlar diye. Buarada bire bir aynı boyut olmasın koyacağınız tabak, bu sefer çıkaramazsınız tabağı. 1-1buçuk bardak
  • Kısık ateşte pişiriyoruz.

Afiyet olsun efendim...

***Kelebek hikayesi, internetten alıntıdır.


*** Anneciğime, birkez daha teşekkür etmeden geçmek istemedi. Yaptığımız yemeğin ortasında kalkıp fotoğraf çekmeme ve bir de yetmiyormuş gibi bana modellik yapmaya bıkmadan usanmadan hayır demeyen, yardımcı olan annemin ellerini ne kadar öpsem azdır. Rabbim hiç bir zaman eksikliğini göstermesin. Seni çok seviyorum bidenem benim :)
Read More »

28 Ekim 2012 Pazar

Yaprak Sarması

14


Mutlu ve huzurlu pazarlar efendim :) 

Özlemişim birkaç gün buralarda olmayınca hem sizleri hem de blogu. İnsanoğlu ne de çabuk alışıyor iyiye de kötüye de değil mi? 

Umarım sizde, bizler gibi, bayramı bayram tadında yaşamışsınızdır İnşaAllah...
Kurbanlar kesildi, kavurmalar yapıldı. Misafirler ağırlandı, ikramlar yapıldı büyük bir zevkle. Bayram ziyaretlerine gidildi. Büyüklerin ellerinden, küçüklerin mis kokulu yanaklarından öpüldü. 
İlk iki gün bu tatlı koşturmacalar içinde geçti. 
Üçüncü gün yani dün ise, farklı bir şeyler yapalım fırsat bulmuşken dedik ve günübirlik Eskişehir gezisi yaptık. 
Kısmet olursa ve de onca fotoğrafı düzenleyecek vakit bulursam, bu güzel geziyi, Eskişehir’in güzelliklerini sizlerle de paylaşmak istiyorum İnşaAllah.

Bayramın bu son gününde, gecikmeli de olsa, bayramda ikram edilen olmazsa olmaz diğer bir lezzet olan yaprak sarmasının tarifini vereyim istedim. Gerçi duyduğuma göre, bayramlarda her yörede yaprak sarması ikram edilmeyebiliyormuş.  Ama şu bir gerçek ki, yaprak sarması, kimsenin kolay kolay hayır diyemeyeceği bir lezzet...

Tarifin her aşamasını fotoğraflamaya çalıştım. Lakin, yaprak nasıl sarılır kısmında, sizi sevgili Cahide ablaya yönlendiriyorum.

Malzemeler:

İç Harcı için:

  •           Yarım kilo asma yaprağı
  •           2 buçuk su bardağı pirinç
  •           3 orta boy soğan
  •           Yarım demet maydanoz
  •           Yarım demet dereotu
  •           1 tatlı kaşığı kuru nane
  •           1 yemek kaşığı domates salçası
  •           1 tatlı kaşığı biber salçası
  •           1 tatlı kaşığı şeker
  •           1 buçuk çay bardağı sıvıyağ (Fındık yağ ve zeytinyağı karışımı)
  •      1 çay bardağı su
  •           Pulbiber
  •           Karabiber
  •           Tuz
Üzeri için:

  •           Yarım çay bardağı sıvı yağ
  •           1 tatlı kaşığı şeker
  •           Tuz 
  •      1 buçuk su bardağı su
- Yaprağınız salamura yaprak ise, tuzuna göre ortalama 4-5 saat suda bekletiyoruz. Suyunu süzüp, ondan sonra sarıyoruz.
- Eğer yaprağınız, mevsiminde taze yaprak ise, tencerede kaynayan suda yapraklarımızı 1-2 taşım kaynatip, süzek ile alıyoruz.
- İç harcımız için, sıvıyağımızı koyduğumuz tencerede, soğanımızı kavuruyoruz. Soğanlar kavrulduktan sonra, salçamızı karabiberimizi ve pulbiberimizi atıp, kavurmaya devam ediyoruz. Şeker ve tuzumuzuda ilave ettikten sonra yıkadığımız pirinçlerimizi koyuyoruz. 3-4 dakika kavurduktan sonra, suyumuzu ilave edip, suyunu çekince maydanozunu dereotunu ve kuru nanesini de koyup, 1-2 çevirdikten sonra hemen kapatiyoruz.
  •  Hem tenceremizin dibi tutmaması için, hemde arzuya göre tencerenin dibine koyduğumuz sebzeleri yaprağın verdiği mutleşem lezzetle yemek isteyenler için yaprağı bu şekilde pişirmenizi tavsiye ederim. (Bizim ailede herkesin gözü, tencerenin dibindedir:) )
  •  Havuç, maydanoz sapları, asma yaprağının sapları, patates ve daha birçok sebzeyi fotoğrafta gördüğünüz gibi tenceremizin dibine döşüyoruz. 
  •  Yapraklarımızı tenceremize sıralıyoruz.
  •  Bütün yaprakları tenceremize sıraladıktan sonra, en üstüne sıvıyağ, tuz ve şekerini de serpiyoruz. Suyunu koyuyoruz. (Yaprağın su ayarı, yaprağın cinsine, sertliğine göre farklılık gösterir. O nedenle siz, yaprakların tencereye dizilmiş halinin yarı boyuna kadar su koyun. Suyu bitmeye yakın olunca pişip pişmediğini kontrol edin, eğer tam anlamıyla pişmemişse, biraz daha su ilave edin).
  •  Yaprakların dağılmaması için tencerenin çapına yakın bir tabağı ya da ona benzer dayanıklı bir gereci yaprakların üzerine koyuyoruz. Ve ocağımızın en kısık ayarında(elimizle en kısığa getiriyoruz), yapraklarımızı pişiriyoruz.

Afiyet olsun...


Read More »

Ne Aramıştınız?



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

... GiSi ... © 2014-İLKBAHAR - "GiSi Tasarım" sitesinde yayınlanan ürünlerin, fotoğrafların ve yazıların tüm hakkı saklıdır. İzinsiz ve de kaynak gösterilmeden kullanılmaması önemle rica olunur. Emeğe saygı çerçevesinde, bu ufak ricamı göz önünde bulundururmanızı istiyor, sitede keyifli vakit geçirmenizi diliyorum. Sevgi ve muhabbetle...

Tasarım-Değmesin Yağlı Boya