Hayırlı cumalar ve mutlu sabahlar…
Hele bir de yağmurun ne aşamalardan geçtikten sonra yağdığını düşündükçe, aman Ya Rabbi ne büyüksün dememek mümkün mü? Aklın aciz kaldığı nokta burasıdır işte!..
Yağmuru en yoğun hissedeceğimiz döneme artık tam anlamıyla girdik.
Çok seviyorum yağmuru, yağmurda yürümeyi, ıslanmayı… Hatta tuhaf ve komik gelebilir belki size ama arabayla giderken, sileceklerin yağmur damlalarını aşındırmasını izlemek de çok hoşuma gider benim.
Camdan, o her bir damlanın tek tek ahenkle süzülüşü, cama vuran damlaların çıkardığı eşsiz melodi yok mu hele, keyfe kâfi durumu budur benim için işte…
Her gülün bir dikeni vardır misali, yağmurunda cefasını çektiğimiz zamanlar oluyor. Çamurdan eve girilmez hale gelen ayakkabılar. Sırılsıklam olmuş kıyafetler ve bu durum hasta olmayı tetikler genelde…
Çoğu zaman insanı kasvete boğan kapkaranlık hava…
Sizde böyle midir bilmiyorum ama bizim evde camlar silindikten mutlaka en geç 2-3 gün sonra yağmur tüm o güzelim emeği alıır süpürür, bize de bu durumdan dolayı “keşke silmeseydim, gitti gene emeklerim, vah vah, tühh tühh” cümleleri kalır :) Her ne olursa olsun, yağmur ruhun ve yaşamın gıdasıdır. Ufak tefek cefalarının da, başımızın üzerinde yeri vardır.
Nereden geldi bunca cümle?
Dün Ankara'da öyle güzel bir yağmur vardı ki hala da var. Ruhuma işledi sanki her bir damlası. Ee haliyle aşka geldi yüreğim, bu güzellikten bahsetmezsem olurmuydu? :)
---------------------------------------
Sitede yayınladığım ve yayınlayacağım birçok tarif,
uydurellez (kendi uydurduğum ya da uyarladığım) diye tabir ettiklerimdir.
Mutfağa girmeye görün beni, hiç rahat duramam. Ya olan bir tarifi kurcalarım
kurcalarım, onu eklerim, öbür malzemeyi çıkarırım ya da ölçüsünü baştan yazarım, bir bakmışım ki bambaşka bir tarif olmuş, vs…
Eğer bir insan, mutfakla olan bağını seviyor hatta müptelasıyım diyorsa, ona
her türlü denemeyi yapmak serbesttir naçizane görüşümce :)
İşte bugün ki vereceğim tarif
de, buzdolabında olan malzemeleri nasıl değerlendiririm derdindeyken ortaya
çıkmıştır.
İlk başta yoğurtlu brokoli kısmını tükettik bir süre. Sonra baktım
ki, bu güzelim lezzetin hem sunumunu daha bir güzelleştirmek hem de kabakla
olabilecek muhteşem uyumuna farklı bir boyut kazandırmak istedim. Ve sizlere 3
alternatifli bir tarif olarak sundum bu basit fakat lezzetli tarifi. Keyfiniz
hangisini arzu ederse, onu yapabilirisiniz.
Yoğurtlu Havuçlu Brokoli Salatası:
Malzemeler:
- 4-5 çiçek brokoli
- 1 adet orta boy havuç
- Çeyrek demet dereotu
- 1 tatlı kaşığı nane
- 3-4 yemek kaşığı yoğurt
- 1 yemek kaşığı mayonez
- Karabiber
- Tuz
- Sıvıyağ
Doldurmak için:
- 2-3 adet Kabak
Kabakları da, fotoğrafta gördüğünüz gibi, üzerlerini geçmeyecek kadar tuz attığımız su da haşlıyoruz. Kabakların içi yumuşayacak, dışları pişecek fakat dağılmayacak kıvamda haşlamamız lazım.
Yoğurt, sarımsak, mayonez, dereotu ve naneyi bir kasede karıştırıyoruz. Ve ılımış brokolili harcımızı içine döküp karıştırıyoruz.
Haşlanmış kabaklarımızın içini, bir çay kaşığı yardımıyla oyup çıkarıyoruz.
İçi boşalan kabaklarımızı, bir çay kaşığı yardımıyla, yoğurtlu brokolili harcımızla dolduruyoruz.
Alternatifler;
1-) İsterseniz içlerinizi doldurduğunuz kabakları, kabak dolamsı gibi sunabilrisiiz.
2-) İsterseniz içi dolu kabakları dilimleyerek daha şık bir sunum olacak şekilde yapabilirsiniz.
3-) Eğer kabak kullanmak istemezseniz, yoğurtlu brokoli salatasını, porsiyonluk kaselerde misafirlerinize sunabilirsiniz.
Afiyet olsun efendim :)
***Yağmur damlaları fotoğrafı internetten alıntıdır.





